Taşlarla İnşa Edilen Efsanevi Şehir: Nan Madol

Mikronezya Federal Devletleri’nde yer alan Pohnpei Adası’nın güneydoğu kıyısında, insanlık tarihinin en etkileyici mühendislik başarılarından biri olan Nan Madol yükseliyor. Canlı mercan resifleri üzerine inşa edilen 92 yapay ada, gelgit kanallarıyla birbirine bağlı bir şehir görünümündedir ve bu yapı, arkeologlar ile mühendisler için büyük bir muamma teşkil ediyor. Yaklaşık 800 yıl boyunca varlığını sürdüren bu tarihi alan, 2016 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilmiştir.

Nan Madol’ın büyüleyici yanı, inşa edildiği dönemde kullanılan ilkel ama zeki yöntemlerdir. Metal aletler, tekerlek, yük hayvanları ve yazının olmadığı bir medeniyet tarafından yapılan bu şehirde, toplamda 750 bin metrik ton ağırlığında volkanik bazalt taş kullanılmıştır. Bu taşlar, yılda ortalama 1.850 ton ağırlığında, dört yüzyıl boyunca taşınarak yerlerine yerleştirilmiştir. Yapıda, harç veya çimento kullanılmadan sadece taşların doğal yapısı ve ağırlığıyla oluşturulmuş bir yapı sistemi bulunmaktadır.

Bu anıtsal eserin inşasında kullandıkları teknikler arasında, doğal prizmatik yapıyla dizilen bazalt sütunlar dikkat çekmektedir. Taşların ağırlığı ve yüzey sürtünmesi sayesinde her biri, birbirine kenetlenerek sağlam bir yapı oluşturmuştur. Herhangi bir harç kullanılmaması, bu yapının tropikal fırtınalar, gelgitler ve erozyon karşısında 800 yıl boyunca ayakta kalmasını sağlamıştır.

Nan Madol’ın taşları, adanın karşı kıyısındaki bir taş ocağından getirilmiştir. Bilim insanları, bu dev blokların gelgit akıntılarından faydalanarak büyük kanolarla taşındığını öne sürmektedir. Yerel efsaneler ise bu büyük başarıyı, iki büyücü kardeşin taşları havaya uçurmasına atfetmektedir.

“Aralıklarda” anlamına gelen Nan Madol, adalar arası su altı kanalları ile adını almıştır. Venedik ile karşılaştırılması ise tesadüf değildir; zira şehirdeki ileri düzey hidrolik mühendisliği, kanallardaki su sirkülasyonunu sağlar ve adalar arasında tortu birikimini engeller. Bu, okyanus ortasında yaşayan insanların hijyen şartlarını ve doğal bir kanalizasyon sistemini sağlamaktadır.

1100 ile 1600 yılları arasında Pohnpei’yi yöneten Saudeleur hanedanı, Nan Madol’ı bölgenin siyasi, dini ve idari merkezi haline getirmiştir. Adaların yerleşim planı, belirgin bir sosyal sınıf ayrımını yansıtır; belirli adalar cenaze törenleri ve tapınaklar için ayrılmışken, diğerlerinde endüstriyel faaliyetler yürütülmüştür. Yöneticiler ve rahipler, korunaklı adalarda halktan izole bir yaşam sürmüştür. Bu kanallarla kontrol edilen erişim, muhtemel isyanlara karşı bir savunma mekanizması olarak işlev görmüştür.

Saudeleur hakimiyeti 1600 yılında savaşçı Isokelekel tarafından sona erdirilmiş, ardından Nan Madol anıtsal bir harabe haline gelmiştir. 2016 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınan bu yapının yanı sıra, aynı zamanda Tehlike Altındaki Dünya Mirası Listesi’ne de dahil edilmiştir. Bugün, Nan Madol birçok tehdit ile karşı karşıya; kumla dolan kanallar, kontrolsüz mangrov istilası, iklim değişikliği nedeniyle yükselen deniz seviyesi ve kıyı erozyonu gibi problemler yaşanmaktadır. 2018 yılında ABD Büyükelçiliği, istilacı bitki örtüsünün temizlenmesi ve yapıların korunması için 375.000 dolarlık bir bütçe ayırmıştır. Günümüzde, Mikronezya hükümeti ve yerel liderlerin geleneksel koruma yöntemleri ile bu tarihi mirasın korunması hedeflenmektedir.